KAMU GÖREVLİLERİ ETİK DAVRANIŞ İLKELERİNE MAHALLİ İDARELER AÇISINDAN BAKIŞ
26.01.2012
Ahmet SANDAL
İç Denetçi & Etik Eğiticisi & Kamu Yönetimi Uzmanı
Giriş:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 127. maddesinde mahallî idareler, “il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileri” şeklinde tanımlanır. Mahalli idareler kamu yararını gerçekleştirmek için oluşturulmuş idarelerdir. Bu idarelerde görev yapan kamu görevlileri de, diğer idarelerde çalışan kamu görevlileri gibi kamu yararı için vardır. Eğer, mahalli idarelerde görev yapan bir kamu görevlisi varlık nedenini unutup da, kamu yararına aykırı hareket ediyorsa, kamu görevinde kişisel yararını ön planda tutarak çıkar sağlıyorsa, disiplin yönünden sorumlu olduğu gibi, etik yönünden de takip edilmesi gerekir.
Ülkemizde, kamu yönetimindeki etik dışı davranışları önlemek ve gerekli yaptırımları uygulamak üzere, 25.05.2004 tarih ve 5176 Sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması Hakkında Kanun yürürlüğe girmiştir. Bu Kanunun 1. Maddesinin 2. Fıkrasında kapsam belirtilmiştir. Bu kapsama mahalli idarelerde dahildir. Sözkonusu kapsam Kanunda şu şekilde açıklanmıştır: Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeli kuruluşlar, mahalli idareler ve bunların birlikleri, kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul başkan ve üyeleri dahil tüm personeli kapsamaktadır.
Bu yazıda, etik mevzuatı ve kurumsal yapılanması ile etik dışı davranışları önlemenin yöntemleri mahalli idareler temelinde anlatılacaktır. Önce konuyla ilgili kavramların tanım ve açıklamasından başlayalım.
I- ETİKLE İLGİLİ KAVRAMLAR VE AÇIKLAMALARI
1-Etik: Etik kavramı Yunanca “ethos’’ sözcüğünden gelmektedir. Ethos, huy, karakter, alışkanlık gibi anlamlar taşımaktadır. Etik aynı zamanda bir bilim dalıdır. Etik: İnsanların kurduğu bireysel ve toplumsal ilişkilerin temelini oluşturan ilke ve kuralları, doğru-yanlış ya da iyi-kötü gibi değer ve kavramları araştıran bir felsefe disiplinidir. Etik kelimesinin dilimizdeki karşılığı, ahlak da, huy, adet, alışkanlık, yaradılış, insanın ruhsal-zihinsel-manevi halleri anlamına gelmektedir. Etik ve ahlak çoğu kez birbirlerinin yerine ve dönüşümlü olarak kullanılabilen bir kavramlardandır. Ancak, toplumumuzda ahlak kelimesi daha ağır ve ciddi bir anlama sahipken etik kelimesi biraz hafif kalmaktadır. Mesela bir kamu görevlisine, “bu yaptığın ahlaksızlık” derseniz, çok ciddi tepki alırsınız. Aynı kamu görevlisine “bu yaptığın etik dışıdır” derseniz aynı oranda ciddi tepki almazsınız.
2-Etik Davranış: Kamu yönetiminde etik davranış, “bir kamu görevlisinin görevini yaparken kamu yararını kendi kişisel çıkarlarının daima önünde tutması, yaptığı görevle ilgili olarak kendisini başkalarına bağımlı kılacak (parasal ve başka çıkarsal ilişkilerle) bağlantılara girmemesi, tarafsız olması, hesap verebilirlik, şeffaflık, açıklık ve dürüstlük ilkelerine bağlı kalması, iyi davranış kalıplarını yaygınlaştırması” şeklinde tanımlanabilir. Daha kısa bir ifadeyle kamu yönetiminde etik davranış, toplum için “dürüst, adil, tarafsız ve şeffaf olan ve demokratik devletin yasallığını geliştiren ve koruyan davranışlardır.”
3-Kamu Yönetiminde Etik Davranışlar: a)Adalet, b)Devlete Sadakat, c)Ehliyet ve Liyakat, ç)Tarafsızlık, d)Dürüstlük, e)Nezaket, f)Saygı, g)Güven, h)Halka Hizmet Bilinci, ı) Güler yüzlülük, i)Yardımseverlik
4-Kamu Yönetiminde Etik Dışı Davranışlar: a)Ayrımcılık, b)Kayırma, c)Rüşvet, ç)Yolsuzluk, d)Usulsüzlük, e)İstismar, sömürü, f)İhmal, savsaklama, g)İşe siyaset karıştırma, h)Psikolojik yıldırma ve baskılar (mobbing), ı)Hakaret ve küfür, i)Yetkinin kötüye kullanımı, j)Dedikodu, k)Zimmet
5-Kamu Yönetiminde Etik Dışı Davranışların Nedenleri: a)Hırs, b)Bilgisizlik, c)Disiplinsizlik, ç)Denetim Eksikliği, d)Yetersiz Eğitim, e)İdeolojik Etkiler, f)Psikiyatrik Bozuklular
6-Yolsuzluk ve Usulsüzlük: Yolsuzluk ve usulsüzlük, kamusal yetki ve görevlerin hukuk kurallarına ve sosyal norm ve değerlere aykırı olarak özel çıkarlar için kullanılmasıdır. Yolsuzluk ve usulsüzlük, bir kamu görevlisine emanet edilen yetki ve görevlerin kişisel maksatlar için kullanılmasıdır. Bu yönüyle her yolsuzluk ve usulsüzlük aslında “emanete hıyanetliktir”. Yolsuzluk ve usulsüzlük, kişisel çıkar için işlenir. “Yolsuzluk ve usulsüzlük, bir kamu görevlisinin kendi huzur ve refahı için toplumun huzur ve refahını feda etmesidir.”
7-Kamu Yararı ve Kişisel Yarar: Kamu Yararı, vatandaşların huzur ve refahı için gerçekleştirilen çalışmalar ve bu çalışmalar sonucunda elde edilen faydadır. Kamu yararı, toplam kalite, toplam fayda, hukukun üstünlüğü, adaletli yönetim birbirine yakın kavramlardır. Kişisel Yarar, kamu yararının zıttıdır. Kişiye yönelik özel fayda ve menfaattir.
8-Etik ve Hukuk İlişkisi:Etik hukuku da kapsar. Bir kamu görevlisinin her yasa dışı davranışı aynı zamanda etik dışı davranıştır. Ancak, bir kamu görevlisinin her etik dışı davranış aynı zamanda yasa dışı davranış demek değildir. Etik ile hukuk ilişkisini örneklerle açıklamak gerekirse;
a)Hem etik, hem de yasal davranışlar: Kamu görevlisinin kamu hizmeti bilinciyle hareket etmesi, görev yerine zamanında gelip gitmesi, adil ve tarafsız görev yapması, tasarrufa riayet etmesi vb gibi durumlar.
b)Hem etik, hem de yasal olmayan davranışlar: Kamu görevlisinin görev yerine geç gelip erken ayrılması, iş sahiplerine karşı taraflı davranması, usulsüzlük ve yolsuzluk yapması ve gibi durumlar.
c)Etik olmayan, ancak yasal olan davranışlar: Kamu görevlisinin yakınlarının da gireceği bir sınavın komisyonunda görev kabul etmesi, kurumla iş ilişkisi olan bir firmadan kamu görevlisinin çocuğuna verilen bursun kabul edilmesi vb gibi durumlar.
d)Etik olan, ancak yasal olmayan davranışlar: Bir kamu görevlisinin zor durumda kalan bir yaşlı insanı, mesela, yağmur altında ıslanan bir yaşlı insanı, makam arabasına ya da hizmete tahsisli kamu aracına alarak gideceği yer kadar götürmesi vb gibi durumlar.
Etik davranış ile hukuki davranış arasındaki ilişkiyi yukarıda açıkladık. Etik ve hukuk arasında esas olarak bariz farklar vardır. Bunu da aşağıda görelim.
9-Etik ve Hukuk Arasındaki Farklar: Etik ve hukuk arasındaki farkları şöyle sıralayabiliriz. a) Hukuk akıllara hitap eder, etik ise vicdanlara hitap eder. b) Hukukta yaptırım maddidir, etikte ise yaptırımlar manevidir. c) Hukuk kuralları kanunlarda ve diğer mevzuatta yazılıdır. Etik kuralları ise vicdanlarda yazılıdır. ç) Hukukun amacı adaleti gerçekleştirmektir. Buna karşın etiğin amacı “iyi”yi gerçekleştirmek ya da iyiye ve doğruya ulaşmaktır. d) Hukuk kuralları devlet tarafından oluşturulur. Etik kuralları ise devletin yanı sıra diğer kurum ve kuruluşlarca da oluşturulabilir.
Kamu görevlilerine verilecek eğitim etik noktasında bilinçlendirmeye yönelik olduğu kadar, vicdanlarına da yönelik olmalıdır. Yukarıda da açıklandı üzere, etik tamamen vicdan işidir. Tabi vicdanına uygun davranan kamu görevlisi de etik dışı davranışlara bilmeden düşebilir. Bu durumlarda etik ikilem sözkonusudur.
9-Etik İkilem ve Çıkar Çatışması: Etik ikilem, iki veya daha fazla yarışan değerin çatışma halinde olmasıdır. Eğer, çatışan bu değerlerden birisi korunursa, diğeri korunamamaktadır ya da bir veya daha fazlasını koruyabilmek için, diğerlerini göz ardı etmek zorunluluğu bulunmaktadır. Kamuda dört tür etik ikilem sözkonusudur.
Kamu görevlilerinin karşılaştıkları birinci ikilem türü, önlerindeki seçeneklerin hiç birisinin tam manasıyla tatmin edici olmadığı, onların içinden en az kötü ya da diğerlerine göre daha iyi olan seçeneğin belirlenmesi durumudur. Bu hususa örnek olarak şunu verebiliriz: Yıkılan bir köprünün yenisinin yapılması için acılan ihalede, ihaleye katılmak üzere başvuran firmaların hiç birisi, tam anlamıyla yeterli şartları taşımamaktadır. Ancak, yeni bir ihalenin açılması için gerekli zaman yoktur ve kararın bir an önce verilmesi gerekmektedir. Bu durumda, kamu görevlisi, yeterli şartları taşımayan firmalar içinde, diğerlerine göre en iyisini seçmek durumundadır.
İkinci ikilem türü, seçeneklerin birden fazlasının ya da tamamının kendi başına iyi olduğu ve birisinin seçilmesi durumunda diğerinden vazgeçilmesinin gerektiği bir durumdur. Burada kamu görevlisi, “en iyi”ler arasında bir secim yapmak durumundadır. Buna örnek olarak şunu belirtebiliriz: Bir kamu görevine atamada, aynı okuldan ve aynı diploma derecesiyle mezun olan, yapılan sınavlarda da aynı performansı gosteren iki aday arasından birisinin tercih edilmesi, böyle zor bir secimi gerektirmektedir.
Üçüncü ikilem turu, farklı kişi ve gruplar üzerinde farklı etki ve sonuçlar doğurması muhtemel bir kararın verilmesidir. Burada en fazla kişiyi memnun edecek bir kararın verilmesi gerekmektedir. Bu duruma örnek verelim: Bir kamu arazisinin, özel sektöre yatırımı teşvik amacıyla bedelsiz olarak tahsis edilmesi, bazı yerel topluluk üyelerini cevre kirliliği acısından rahatsız edebilecek, bazılarına da yeni iş imkanları temin edebilecektir. Bazıları kararı ekonomik gelişme yönünde olumlu olarak değerlendirirken, bazıları ise yolsuzluk olarak nitelendirebilecektir.
Kamu görevlilerinin karşılaşabilecekleri dördüncü ikilem türü, verecekleri kararın muhtemel sonucundan, kendilerinin ya da yakınlarının olumlu ya da olumsuz ve/veya dolaylı ya da dolaysız etkilenmeleri durumudur. Böyle bir durumda, “çıkar çatışması” söz konusu olmaktadır. Bu konuya örnek vermek gerekirse şu örneği belirtebiliriz: Bir Belediye yöneticisinin, amcasının arsasının da bulunduğu bir yerin kamulaştırılmasına karar verecek bir kurulun içinde yer alması. Bu durumda kamu görevlisi çıkar çatışmasına düşmektedir. Çıkar çatışması etik mevzuatında önemli bir konu olup gerekli şekilde tedbir alınmadığında, usulsüzlüğe, yolsuzluğa kadar uzayan sonuçları olabilir. Çıkar çatışması durumunda, kişisel menfaat ile kamu menfaati karşı karşıya gelmektedir. İki menfaat çakışmaktadır. Kamu görevlileri, çıkar çatışmasında şahsi sorumluluğa sahiptir ve çıkar çatışmasının doğabileceği durumu genellikle şahsen bilen kişiler oldukları için, herhangi bir potansiyel ya da gerçek çıkar çatışması konusunda dikkatli davranmak zorundadır. Çıkar çatışmasından kaçınmak için gerekli adımları atar, çıkar çatışmasının farkına varır varmaz durumu üstlerine bildirir ve çıkar çatışması kapsamına giren menfaatlerden kendilerini uzak tutarlar.
Kamu görevlileri etik davranış ilkelerinden çıkar çatışmasından kaçınmanın çoğu zaman ihlal edildiği bir gerçektir. Bunun gibi, hediye alma yasağına da uyulmadığı ve bunun da yaygın bir ihlal olduğu bilinen bir gerçektir.
10- Hediye Alma ve Verme Yasağına Uymak: Hediye alınması kamu görevlisinin çoklukla hoşuna giden bir durumdur. Ancak, hediye sonrasında beklentiler gündeme gelmektedir. Bu durumda hediye alan kamu görevlisi zor durumda kalmaktadır. Bu hususta bu zorluk yaşandığı gibi, bazı durumlarda kamu görevlisi kendisine getirilen hediyenin şahsına bir ikram olduğunu düşünmektedir. Bu düşünce yanlıştır. Çünkü, o kamu görevlisi o makamda olmasaydı, o hediye kendisine getirilmeyecekti. İşte, kamu görevlisinin hediye noktasındaki mihengi bu olmalıdır. Kamu görevinden dolayı ve arkasından bir çıkar beklentisiyle kendisine getirilen hediyeyi kabul etmemelidir.
Hediye alma yasak oluğu gibi kamu kaynağı ve imkânları kullanılarak hediye verme de yasaktır.
II-KAMU GÖREVLİLERİ ETİK MEVZUATI VE UYGULAMADA YETKİLİ KURUL VE KURUMLAR
1-Etik Konusuyla İlgili Genel Mevzuat: Anayasa’nın kamu yönetimine ilişkin maddeleri (mesela, 10. Maddesi, herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir, 129’uncu maddesi Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler), 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ehliyet, sadakat ve diğer ilgili maddeleri, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’ndaki kamu görevlilerine ilişkin hükümler, 2531 Sayılı Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşlere Dair Kanun, 1156 Sayılı Kanuna Mugayir Tahakkuk ve Tediye Muamelatını İhbar Edenlere İkramiye İtasına Dair Kanun, 3628 Sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu, 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve benzeri hukuki düzenlemeler dolaylı da olsa etik yönetimle ilgilidir. 5176 Sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması Hakkında Kanun ve Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ise doğrudan doğruya etik yönetimle ilgilidir.
2- Etik Konusuyla İlgili Özel Mevzuat:
a) 25.05.2004 tarih ve 5176 Sayılı “Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması Hakkında Kanun:Bu Kanunun amacı, kamu görevlilerinin uymaları gereken saydamlık, tarafsızlık, dürüstlük, hesap verebilirlik, kamu yararını gözetme gibi etik davranış ilkeleri belirlemek ve uygulamayı gözetmek üzere Kamu Görevlileri Etik Kurulunun kuruluş, görev ve çalışma usul ve esaslarının belirlenmesidir. Bu Kanun, genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeli kuruluşlar, mahalli idareler ve bunların birlikleri, kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul başkan ve üyeleri dahil tüm personeli kapsar. Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Bakanlar Kurulu üyeleri, Türk Silahlı Kuvvetleri ve yargı mensupları ve üniversiteler hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz. (Bu istisna hükmü kamuoyunda ve etik konusunda ilgilenen akademik ve yönetim çevrelerinde eleştirilmektedir. Bu istisna hükmünün bir kısmının kaldırılması beklenmektedir)
b) Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik: Bu Yönetmelikte Etik Davranış İlkeleri olarak 18 ilke belirlenmiştir. Bu ilkeleri ve madde no.larını aşağıda sıralayalım.
1- Görevin Yerine Getirilmesinde Kamu Hizmeti Bilinci (md.5)
2- Halka Hizmet Bilinci (md.6)
3- Hizmet Standartlarına Uyma (md.7)
4- Amaç ve Misyona Bağlılık (md. 8)
5- Dürüstlük ve Tarafsızlık (md.9)
6- Saygınlık ve Güven (md.10)
7- Nezaket ve Saygı (md.11)
8- Yetkili Makamlara Bildirim (md.12)
9- Çıkar Çatışmasından Kaçınma (md.13)
10- Görev ve Yetkilerin Menfaat Sağlamak Amacıyla Kullanılmaması (md.14)
11- Hediye Alma ve Menfaat Sağlama Yasağı (md.15)
12- Kamu Malları ve Kaynaklarının Kullanımı (md.16)
13- Savurganlıktan Kaçınma (md.17)
14- Bağlayıcı Açıklamalar ve Gerçek Dışı Beyan (md.18)
15- Bilgi Verme, Saydamlık ve Katılımcılık (md.19)
16- Yöneticilerin Hesap Verme Sorumluluğu (md.20)
17- Eski Kamu Görevlileriyle İlişkiler (md.21)
18- Mal Bildiriminde Bulunma (md.22)
3 - Kamu Görevlileri Etik Kurulu:25.05.2004 tarih ve 5176 sayılı Kanun ile Başbakanlık bünyesinde oluşturulan “Kamu Görevlileri Etik Kurulu”, Türk kamu yönetiminde etik konusunda en üst kurumsal yapıyı temsil etmektedir.
4- Kamu Görevlileri Etik Kurulunun Oluşumu: Başbakanlık bünyesinde kurulmuştur. On bir üyeden oluşur. Üyeleri Bakanlar Kurulu seçer ve atar. Üyelerin görev süresi dört yıldır. Süresi dolan üyeler Bakanlar Kurulunca yeniden seçilebilir. Kurul Başkanın daveti üzerine, ayda dört defa, en az altı üye ile toplanır ve üye tam sayısının salt çoğunluğunun aynı yöndeki oyu ile karar verir.
Kamu Görevlileri Etik Kurulunun oluşumunu düzenleyen 5176 sayılı Kanunun 2. Maddesinin 2. Fıkrasının b) bendine, göre “İl belediye başkanlığı yapmış olanlar arasından bir üye”nin sözkonusu Kurula seçileceği hükme bağlanmıştır.
5- Kamu Görevlileri Etik Kurulunun (KGEK) Görev ve Yetkileri: Kamu Görevlileri Etik Kurulunun esasta dört başlıkta toplanacak görev ve yetkisi bulunmaktadır.
Bunlar; a) Kamu görevlilerinin görevlerini yürütürken uymaları gereken etik davranış ilkelerini hazırlayacağı yönetmeliklerle belirlemek,
b) Etik davranış ilkelerinin ihlâl edildiği iddiasıyla re'sen veya yapılacak başvurular üzerine gerekli inceleme ve araştırmayı yaparak sonucu ilgili makamlara bildirmek,
c) Kamuda etik kültürünü yerleştirmek üzere çalışmalar yapmak veya yaptırmak ve bu konuda yapılacak çalışmalara destek olmak,
d) Hediye alma yasağının kapsamını ve sınırlarını belirlemek,
6- Kamu Görevlileri Etik Kurulunun Başvuru Usulü:5176 sayılı Kanun kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarında etik davranış ilkelerine aykırı uygulamalar bulunduğu iddiasıyla, en az genel müdür veya eşiti seviyedeki kamu görevlileri hakkında Kurula başvurulabilir. Hangi unvanların genel müdür eşiti sayılacağı kurum ve kuruluşların teşkilât yapısı ve yürüttükleri hizmetlerin niteliği dikkate alınarak Kurul tarafından belirlenir. Başvurular, 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunda belirlenen esaslara göre, medeni hakları kullanma ehliyetine sahip Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile Türkiye'de ikamet eden yabancı gerçek kişiler tarafından yapılabilir. Herhangi bir nedenle Türkiye'de bulunup da başvuru nedeni sayılan etik ilkelerden birisine aykırı davranıldığına tanık olan yabancı, başvuru hakkı açısından Türkiye'de oturuyor kabul edilir. Başvuruda bulunabilmek için başvuranın menfaatinin etkilenmesi koşulu aranmaz. Ancak, kamu görevlilerini karalama amacı güden, haklı bir gerekçeye dayanmayan, başvuranın kimliği tespit edilemeyen, isim ve imza bulunmayan, gerçeğe aykırı beyanları içerdiği anlaşılan, gerçeğe aykırı ad ve soyadı ile yapılan, başvuru konusuyla ilgili yeterli bilgi ve belge sunulmamış başvurular değerlendirmeye alınmaz.
Yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış bulunan uyuşmazlıklar hakkında Kurula veya yetkili disiplin kurullarına başvuru yapılamaz. İnceleme sırasında yargı yoluna gidildiği anlaşılan başvuruların işlemi durdurulur. Daha önce Kurulca incelenmiş şikayet konusu, yeni kanıtlar gösterilmedikçe bir daha şikayet konusu yapılamaz ve incelenemez. Oluştuğu tarihi izleyen günden başlayarak iki yıl içinde yapılmayan etik ilkelere aykırı davranışlar hakkındaki başvurular incelenmez. Yönetmeliğin Resmî Gazete'de yayımı tarihinden önce (13.04.2005) gerçekleşen etik ilkelere aykırı davranışlar şikayet ve ihbar konusu yapılamaz.
KGEK’nun yukarıdaki kapsamda gerçekleştirdiği inceleme sonucunda vermiş olduğu kararlar, 5176 sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 5. maddesinin üçüncü fıkrasına göre Resmi Gazetede yayınlanıyordu. Ancak, Anayasa Mahkemesinin bu hususta vermiş olduğu karar doğrultusunda bu kararların yayınlanması artık mümkün değildir. (Anayasa Mahkemesinin 04.02.2010 tarih ve 2010/33 sayılı kararından sonra, KGEK’nun kamu görevlileri hakkında inceleme sonucunda verdiği kararlar Resmi Gazetede yayınlanmamaktadır)
7- Kamu Kurumlarındaki Disiplin Kurullarına Başvuru Usulü: 5176 sayılı Kanun ile Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik kapsamında bulunan ve Kurulun görev alanı dışındaki kamu görevlilerinin etik ilkelere aykırı davrandığı yolunda disiplin kurullarına yapılan başvurular, yetkili disiplin kurullarınca bu Yönetmelikte düzenlenen etik davranış ilkeleri ile başvuru usul ve esasları çerçevesinde incelenir. Bu kurulların verdiği etik ilkeye aykırı davranışın varlığı veya yokluğu konusundaki kararlar ilgili kurum veya kuruluş yetkilisine, hakkında başvuru yapılan kamu görevlisine ve başvuru sahibine bildirilir. Disiplin kurullarının kararları kamu oyuna duyurulmaz.
8- Başbakanlık Etik Kurulunun ve Disiplin Kurullarının Etik Konusundaki Verdiği Kararların Niteliği: Bu iki Kuruldan etik konusunda çıkan kararlar maddi olmaktan çok manevi tarafı öne çıkan kararlardır. Etik konusunu ihlal eden kamu görevlisine uygulanan yaptırımın mahiyeti “bir kınama” gibi düşünülmelidir. Ancak, bu kararlar bir disiplin işlemi gibi düşünülmemelidir. Bu kararların disiplin boyutu bulunmamaktadır.
9- Etik Komisyonları: Kurum ve kuruluşlarda, etik kültürünü yerleştirmek ve geliştirmek, personelin etik davranış ilkeleri konusunda karşılaştıkları sorunlarla ilgili olarak tavsiyelerde ve yönlendirmede bulunmak ve etik uygulamaları değerlendirmek üzere kurum veya kuruluşun üst yöneticisi tarafından kurum içinden en az üç kişilik bir etik komisyonu oluşturulur. Etik komisyonu üyelerinin ne kadar süreyle görev yapacağı ve diğer hususlar, kurum ve kuruluşun üst yöneticisince belirlenir. Etik komisyonu üyelerinin özgeçmiş ve iletişim bilgileri, üç ay içinde Kurul'a bildirilir. Etik komisyonu, Kurul ile işbirliği içinde çalışır. Hali hazır durumları itibariyle bu komisyonların aktif çalıştıkları söylenemez. Bu komisyonların aktif hale getirilmesi ve etik başvurularının disiplin kurullarına değil de bu komisyonlara yapılması için mevzuat değişikliği planlanmaktadır.
Belediyelerde ve İl Özel İdarelerde de Etik Komisyonları, en az üç üyeden müteşekkil olarak kurulmuş olup etik konusunda görev yapmaktadır.
10-Kamu Görevlileri Etik Sözleşmesi: 5176 sayılı Kanun kapsamındaki kamu görevlileri, (bu kapsama Belediyeler ve İl Özel İdarelerde çalışan personel de dahil olup) bir ay içerisinde "Etik Sözleşme" belgesini imzalamakla yükümlüdürler. Bu belge, personelin özlük dosyasına konur. Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen her düzeydeki personel, istihdama ilişkin koşulların bir parçası olarak etik davranış ilkeleri ve bu ilkelere ilişkin sorumlulukları hakkında bilgilendirilir.
III – ETİK KONUSUNA MAHALLİ İDARELER AÇISINDAN ÖZEL BAKIŞ
1- Belediyeler ve İl Özel İdarelerinde Etik Konusunda Hassas Noktalar: a) Çıkar Çatışmasına Düşülecek Alanlar: Belediyelerde ve İl Özel İdarelerindeimar mevzuatı, kamu ihale mevzuatı ve personel mevzuatının uygulaması sırasında çıkar çatışması çıkabilir. Bu durumlarda hukuken bir sorun olmasa da, etik açısından sorun vardır. Mesela, bir arsa üzerinde imar işlemi uygulanırken, o arsanın sahibinin imar komisyonunda yer alan bir görevlinin yakını olması durumunda çıkar çatışması meydana gelir. Bu durumda Belediye görevlisi o imar komisyonunda hukuken görev alabilirse de etik olarak görev alamaz. Bu durumda etik yükümlüğün yerine getirilmesi gerekir. Aksi hâlde etik olarak yaptırıma tabi kalır. Bunun örneği geçmiş dönemlerde yaşanmıştır. Mesela, Adana Büyükşehir eski Belediye Başkanı Aytaç DURAK hakkında, Eşi’ne ait bir arsa ile ilgili olarak Adana Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 19/11/2007 tarih ve 198 sayılı kararı ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında değişiklik yapılarak, anılan parselin bulunduğu alanın mesken bölgesinden çıkarılıp ticaret alanına dahil edildiği, inşaat taban alanının 0,40’tan 0,60’a çıkarıldığı, bu değişiklikle arsa sahibine kazanç sağlandığına ve bu durumun etik kurallara aykırı olduğuna Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu tarafından karar alınmıştır. Bu karar 27.01.2009 tarih ve 27123 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır. (2010 yılından önce Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu kararları Resmi Gazete yayımlanıyordu)
b) Hediye Alma ve Hediye Verme Yasağına Uymak: Belediyelerde ve İl Özel İdarelerinde çok önem taşıyan bir etik davranış ilkesi de hediye alma ve hediye verme yasağına uyma noktasında ortaya çıkmaktadır. Mahalli idarelerde çalışan bir görevli, hediye alma yasağına uyduğu gibi, mahalli idarelerin kaynak ve imkânları kullanılarak hediye vermenin de yasak olduğunu bilecek ve buna uyacaktır. Geçmiş yıllarda buna ilişkin de bir karar bulunmaktadır. Denizli İli Serinhisar Belediye Başkanı Hüseyin GEMİ’nin, düğün, sünnet vb törenlerde Belediye Bütçesini kullanarak Belde sakinlerine altın hediye ettiğine ve bu durumun etik dışı olduğuna dair Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulunun kararı bulunmaktadır. Bu karar da 26.06.2009 tarih ve 27270 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır. (2010 yılından önce Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu kararları Resmi Gazete yayımlanıyordu)
c) Mahalli İdarelerde Önem Taşıyan Diğer İlkeler: Görevin Yerine Getirilmesinde Kamu Hizmeti Bilinci, Halka Hizmet Bilinci, Dürüstlük ve Tarafsızlık, Saygınlık ve Güven, Nezaket ve Saygı, Görev ve Yetkilerin Menfaat Sağlamak Amacıyla Kullanılmaması, Savurganlıktan Kaçınma, Bilgi Verme, Saydamlık ve Katılımcılık, Yöneticilerin Hesap Verme Sorumluluğu ve Mal Bildiriminde Bulunma ilkeleri özellikle Belediyelerde ve İl Özel İdarelerinde büyük önem taşımaktadır. Mahalli idareler halka en yakın ve halkın günlük işlerini kolaylaştırmayı hedefleyen idarelerdir. Halka hizmet bilinci olmadıkça, bu hedefe varmak mümkün olabilir mi? Elbette olmaz. Bu açıdan bakıldığında, Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte belirtilen halka hizmet bilinci elbette mahalli idarelerde daha büyük önem taşımaktadır. Bu ilkelerden, saydamlık ve katılımcılık ilkesine ilişkin olarak da şunlar söylenebilir. Bu ilke, genel yönetimden çok mahalli idarelerin ruhuna uygundur. Mahalli idareler saydam ve katılımcı bir anlayışla yönetilmelidir. Bu bir etik davranış ilkesi olduğu kadar, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun da istediği bir husustur. Yukarıdaki diğer ilkeler için de mahalli idareler noktasında benzer bakış açıları geliştirmek mümkündür.
2- Belediyeler ve İl Özel İdarelerinde Etik Konusunda Eğitim ve Bilinçlendirme Çalışmaları: Belediyelerde ya da İl özel İdarelerde görev yapan kamu görevlileri etik dışı davranışı bilerek ya da bilmeyerek işleyebilir. Yukarıdaki bölümlerde açıklandığı üzere, etik dışı davranışları bilerek işlediği durumlarda maksat kişisel yararın temin edilmesidir. Kişisel yarar temini için kamu yararı feda edilmektedir. Bu maksatla hareket eden kişileri engellemenin çaresi elbette başta yasal yaptırımlarla caydırmaktır. Bunun için de hukuki yönden müdahale gerekmektedir. Ancak, her etik dışı davranış hukuki müdahale gerektirmeyebilir. Bazı etik dışı davranışlar hukuka uygun olabilir. (Bu durum yukarıda açıklanmıştı) Bu konu önemli olduğu gibi, bazen kamu görevlisinin etik ikileme düşerek de, bilmeden etik dışı davranırlarda bulunması mümkündür. Bunlardan ayrı olarak, vicdanları körelmiş ya da gerekli şekilde içsel eğitime tabi tutulmayan kamu görevlilerinin de etik dışı davranışlar göstermesi mümkündür. Hem etik ikilem, hem de diğer etik konularında, Belediyelerde ya da İl özel İdarelerde görev yapan kamu görevlilerinin eğitilmesi gerekmektedir.
Belediyelerde ya da İl özel İdarelerde bu eğitim ve bilinçlendirme nasıl olacak?
a) Yunanlı Filozof Sokrates’in “ahlak öğretilmez, o özümsenerek yaşanır” şeklinde bir sözü mevcuttur. Bir konuyu bilmek çok da önemli değildir. Eğer etik konusundaki bilgileri, kamu görevlisi olarak özümsemiyorsak, sonuç almak mümkün değildir. Bunun yanında, Belediyelerde ya da İl özel İdarelerde görev Belediye Başkanı ve Yardımcıları ya da Genel Sekreter ve Yardımcıları vb görevliler memurlara devamlı olarak iyi örnek teşkil etmelidir. Etik eğitim ve bilinçlendirmesinde, söze değil, öze itibar edilir. Sayılan üst düzey görevliler sözleriyle değil, bizzat hayatlarıyla, davranışlarıyla iyi örnek teşkil etmelidirler.
b) Bu hususların yanında, Belediyeler ve İl Özel İdarelerinde görev yapan kamu görevlilerine yönelik özel eğitimler gerçekleştirilmelidir. Bu eğitimlerde hem akla, hem de vicdana hitap edilmelidir. Akla yönelik eğitimlerde mevzuat anlatıldığı gibi, etik konusundaki duyarsızlığın bir bütün olarak herkesin aleyhine bir durum olduğu işlenmelidir. Ayrıca, eğitimlerde vicdana da hitap edilerek, düşündürücü sözlerle bilinçlendirmeye çalışmak da gereklidir. Belediye ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu görevlilerini, düşünce adamları, şair ve yazarların etiğe ilişkin sözleriyle düşünmeye sevketmek, mesela, eğitimlerde Yunus Emre’den, Mevlana’dan örnekler vermek etkili olacaktır. Bu noktada, Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e tavsiyesinin kamu görevlileri üzerinde etkili olacağını düşünmekteyim. Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e bu nasihati özü itibariyle tüm kamu görevlilerinedir.
Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e Nasihati:
“Ey oğul; Beysin! (Lidersin), bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Gücenirlik bize, gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik bize, yanılgı bize, hoş görmek sana. Geçimsizlik, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize, adalet sana. Kötü söz, şom ağız, haksız yorum bize, bağışlamak sana. Ey oğul, bölmek bize, bütünlemek sana. Üşengeçlik bize, uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana.
Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma, insanı yaşat ki devlet yaşasın.”
Sonuç:
Genel olarak kamu yönetiminde ve özel olarak da mahalli idarelerde etik davranış ilkelerinin kamu görevlilerince benimsenmesini sağlamak ve tam manasıyla uygulanmasını sağlamak, Devlete olan güveni tesis edecek ve kamu yönetimindeki saygınlığı artıracaktır. Bunun tersi uygulamalar ise, hem Devlete olan güveni azaltacak ve hem de kamu yönetiminin saygınlığı ortadan kalkacaktır. Bu sonuçlar itibariyle, kamu yönetiminde etik davranış ilkeleri Devletlerin ve toplumların geleceği açısından oldukça elzemdir. Çünkü, Devlete olan güven azaldıkça toplumda yozlaşma ve güvensizlik yaşanacaktır. Bu da elbette kısa, uzun ve orta vadede yıkıcı tesirler meydana getirecektir. Öyleyse, Devlet hâlinde yaşayan toplumların geleceğe güvenle bakması için etik yönetim şarttır.