İklim Dirençliliğini Kentin Gerçekliğinden Okumak: 11. Kent Araştırmaları Kongresi’nin Akademik Gündemi Yayınlandı

Kent Araştırmaları Enstitüsü ev sahipliğinde düzenlenen 11. Kent Araştırmaları Kongresi, bu yıl “İklim Değişikliğine Dirençli Kentler” temasıyla 12–14 Ekim tarihlerinde Ankara’da toplanıyor. COP31’e giden süreçte gerçekleşecek kongrenin akademik programı; yüz yüze ve çevrimiçi salonlarda yaklaşık 40 tematik oturum ve 160’ı aşkın bildiriden oluşuyor. Mahalli İdareler Derneği olarak destek verdiğimiz kongrenin bilimsel gündemini, yerel yönetimler açısından öne çıkan başlıklarıyla değerlendirdik.
Yerel iklim eylem planları: Yazılandan uygulanana
Programın belediyeler için en doğrudan karşılığı olan başlıklardan biri, yerel iklim politikalarının kendisini mercek altına alan çalışmalar. İstanbul, Ankara ve İzmir iklim eylem planlarının karşılaştırılması, büyükşehir stratejik planlarında iklim dirençliliğinin yeri, eylem planlarında izleme ve raporlama mekanizmaları ile yapılı çevrede uygulanabilirlik gibi bildiriler, “plan var mı?” sorusunun ötesine geçip “plan işliyor mu?” sorusunu soruyor. Kıyı büyükşehirlerinin uyum stratejilerine eleştirel bakan, yerel yönetim vergilerinin iklim mücadelesindeki rolünü tartışan ve Ostrom’un kurumsal analiz çerçevesiyle belediyelerde iklim kurumsallaşmasını inceleyen çalışmalar da bu tartışmayı yönetişim ve finansman boyutuyla tamamlıyor.
Dirençlilik kimin için?
Kongrenin belki de en dikkat çekici ortak sorusu bu. Mekânsal adalet ve iklim kırılganlığı ekseninde hazırlanan bildiriler; Ankara’da konut eşitsizlikleri, Altındağ’daki göçmen nüfus, Polatlı’daki mevsimlik tarım işçileri, kadınların iklim politikalarına katılımı ve yaş dostu kent planlaması gibi somut örnekler üzerinden, iklim uyumunun herkese eşit biçimde ulaşmadığını gösteriyor. Yerel iklim eylem planlarında toplumsal cinsiyetin ana akımlaştırılmasına odaklanan çalışma ise bu bulguları doğrudan planlama pratiğine bağlıyor.
Doğa tabanlı çözümler, ısı adaları ve su
İzmir’in Süngerkent deneyimi, Atakum’da sünger kent yaklaşımı, İstanbul’da dere havzası ölçeğinde planlama ve Ayamama Deresi havzasında yeşil–mavi altyapı analizi, doğa tabanlı çözümlerin kavramdan uygulamaya geçişini örnekliyor. Kentsel ısı adası ise başlı başına bir oturum kümesi oluşturuyor: Ankara’da 1975’ten 2030’a uzanan ısı adası analizleri, sert zemin azaltımı ve gölgelendirme senaryoları, İzmir’de ısı adasının sosyal kırılganlıkla ilişkisi ve İstanbul’da aşırı sıcak yönetişimi, belediyelerin yaz aylarında giderek daha fazla karşılaşacağı bir riske veri temelli yanıtlar sunuyor.
Afet, dönüşüm ve teknoloji
Deprem ve sel risklerini iklim gündemiyle birlikte ele alan oturumlarda; deprem odaklı kentsel dönüşümün iklimsel ve sosyal bedeli (Bağcılar), sel sonrası yeniden iskânda “yönetilen geri çekilme” yaklaşımı, afet sonrası mülkiyet hakları ve Hatay’da risk algısı gibi konular tartışılacak. Dijital ikiz, yapay zekâ destekli karar destek sistemleri ve erken uyarı sistemlerine ilişkin bildirilerin önemli bir kısmının bu araçlara eleştirel bir mesafeyle, mekânsal adalet ve yönetişim kapasitesi perspektifinden yaklaşması da kayda değer.
Yerel yönetimler için ne ifade ediyor?
Akademik programın genel tablosu, iklim dirençliliğinin artık yalnızca bir çevre politikası değil; imar, ulaşım, atık, gıda, kültürel miras ve sosyal politika alanlarının ortak meselesi olduğunu gösteriyor. Kentsel dönüşüm atıklarının belediye–OSB iş birliğiyle ekonomiye kazandırılması, kooperatif modelleri, belediyelerin atık yönetimi performansı ve kısa gıda tedarik zincirleri gibi çalışmalar, belediyelerin bugünkü yetki ve araçlarıyla hayata geçirilebilecek somut öneriler barındırıyor.
Mahalli İdareler Derneği olarak, akademinin ürettiği bu bilginin belediyelerin karar süreçlerine aktarılmasını önemsiyoruz. Yerel yönetim temsilcilerini, uzmanları ve konuya ilgi duyan herkesi kongreyi takip etmeye davet ediyoruz.
11. Kent Araştırmaları Kongresi | 12–14 Ekim 2026 | TEPAV – TOBB ETÜ Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, Söğütözü Cd. No:43, Çankaya/Ankara





Yorumlar