657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda Yer Alan “Hastalık Ve Refakat İzni” Maddesine Dair Bir Öneri
- MİD Enstitü

- 16 Ara 2025
- 5 dakikada okunur

Bilindiği üzere, Devlet’in organizasyonu içerisinde görev alan çeşitli kamu görevlilerinin bir bölümü de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olarak istihdam edilen “memurlar”dır.
Dolayısıyla böyle büyük bir organizasyonun kusursuz ve mükemmel bir şekilde çalışabilmesi, bir takım kurallar ve kaideler silsilesinin uygulanması ile mümkündür.
Bu kurallar ve kaidelerin yer aldığı yazılı metinlerin birisi de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’dur.
Biz ise bu kanunun 105. Maddesinde vücut bulan “ Hastalık ve Refakat İzni” başlıklı düzenlemenin bir kısmı için açıklayacağımız gerekçelerle birlikte bir öneri de bulunmaya çalışacağız.
HASTALIK VE REFAKAT İZNİ BAŞLIKLI 105. MADDE İLE AYLIKSIZ İZİN BAŞLIKLI MADDE 108
105. maddenin ilk yani değişmeden önceki hali aşağıdaki şekliyle yer almaktadır.
“Hastalık İzni;
Madde 105 – Devlet memurlarına hastalıkları halinde, verilecek raporlarda gösterilecek lüzum üzerine, aylık ve özlük haklarına dokunulmaksızın aşağıdaki esaslar dairesinde izin verilir:
Beş yıla kadar ( Beş yıl dâhil ) hizmeti olanlara üç aya kadar,
Beş yıldan on yıla kadar ( On yıl dâhil ) hizmeti olanlara altı aya kadar,
On yıldan daha fazla hizmeti olanlara oniki aya kadar,
Ç) Kanser, verem ve akıl hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananlara on sekiz aya kadar,
İzin süresinin sonunda hastalıklarının devam ettiği remi sağlık kurullarının raporu ile tespit edilenlerin izinleri, bir katına kadar daha uzatılır. Bu sürelerin de sonunda iyileşemiyen Devlet memurları hak kında emeklilik hükümleri uygulanır. Bunlardan bu kanunda ve sınıfının özel tüzüğünde gösterilen sağlık şartlarım yeniden kazandıkları resmi sağlık kurullarınca tesbit edilenlere, tekrar görev almak istedikleri takdirde, eski sınıf ve derecelerine öncelikle atanırlar.
Görevleri sırasında ve görevlerinden dolayı bir kazaya uğrıyan veya bir meslek hastalığına tutulan Devlet memurları, hizmet süreleri ne olursa olsun, iyileşinceye kadar izinli sayılırlar.”
Aylıksız İzin başlıklı 108. Madde ise ilk halinde ise
Aylıksız izin:
Madde 108 - Devlet memurunun bakmaya mecbur olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya önemli bir hastalığa tutulmuş olması hallerinde, bu hallerin raporla belgelendirilmesi şartiyle Devlet memurlarına, istekleri üzerine en çok üç aya kadar görevlerinden ayrılma müsaadesi verilebilir. Bu müsaade süresince memurluk yükümlülükleri devam eder; aylık, ilerleme, yükselme ve diğer hakları işlemez...” denilmektedir.
13/2/2011 tarihinde kabul edilen ve 25/2/2011 tarih ve 27857 ( Mükerrer ) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6111 sayılı kanunun 107. Maddesi ile değiştirilen hali ise madde başlığı ile birlikte aşağıda bulunmaktadır.
Yeni düzenleme şu şekildedir.
“Hastalık ve refakat izni:
Madde 105 :
Memura, aylık ve özlük hakları korunarak, verilecek raporda gösterilecek lüzum üzerine, kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığı hâlinde onsekiz aya kadar, diğer hastalık hâllerinde ise oniki aya kadar izin verilir.
Memurun, hastalığı sebebiyle yataklı tedavi kurumunda yatarak gördüğü tedavi süreleri, hastalık iznine ait sürenin hesabında dikkate alınır.
Bu maddede yazılı azamî süreler kadar izin verilen memurun, bu iznin sonunda işe başlayabilmesi için, iyileştiğine dair raporu (yurt dışındaki memurlar için mahallî usûle göre verilecek raporu) ibraz etmesi zorunludur. İzin süresinin sonunda, hastalığının devam ettiği resmî sağlık kurulu raporu ile tespit edilen memurun izni, birinci fıkrada belirtilen süreler kadar uzatılır, bu sürenin sonunda da iyileşemeyen memur hakkında emeklilik hükümleri uygulanır.
Bunlardan gerekli sağlık şartlarını yeniden kazandıkları resmî sağlık kurullarınca tespit edilen ve emeklilik hakkını elde etmemiş olanlar, yeniden memuriyete dönmek istemeleri hâlinde, niteliklerine uygun kadrolara öncelikle atanırlar.
Görevi sırasında veya görevinden dolayı bir kazaya veya saldırıya uğrayan veya bir meslek hastalığına tutulan memur, iyileşinceye kadar izinli sayılır.
Hastalık raporlarının hangi hallerde, hangi hekimler veya sağlık kurulları tarafından verileceği ve süreleri ile bu konuya ilişkin diğer hususlar, Sağlık, Maliye ve Dışişleri Bakanlıkları ile Sosyal Güvenlik Kurumunun görüşleri alınarak Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirlenir.
Ayrıca, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır.”
6111 sayılı kanunun 108. Maddesi ile değiştirilen 657 sayılı D.M.K.’nın 108. Maddesi ise;
“Aylıksız izin:
Madde 108 :
Memura, 105 inci maddenin son fıkrası uyarınca verilen iznin bitiminden itibaren, sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, istekleri üzerine onsekiz aya kadar aylıksız izin verilebilir.
Bu müsaade süresince memurluk yükümlülükleri devam eder; aylık, ilerleme, yükselme ve diğer hakları işlemez.
…” şeklindedir.
Aylıksız izin maddesi tamamen değiştirilmiş olup “A” bendi ile değişik 105. Maddenin son fıkrasına atıfta bulunmuştur.
Değişik 105. maddenin , önceki halinde ve sonraki halinde de memurun kendisinin , kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren bir hastalığı halinde onsekiz aya kadar ve hastalığın bu sürelerde iyileşmemesi halinde ise resmi sağlık kurulu raporu ile tekrar ikinci bir onsekiz aya kadar toplamda 36 ay uzatılacağı hüküm altına alınmıştır. Buda diğer bir ifade ile 3 yıl yapmaktadır.
Allah kimseyi böyle bir durumla karşı karşıya bırakmasın ama ola ki böyle bir durumla karşılaşan memur için doğru ve yerinde bir düzenleme olduğu ortadadır. Kanun koyucu en insani ve en vicdani bir perspektiften bakarak bu düzenlemeleri gerçekleştirmiştir.
Kanun maddesinin ilk halinde, memurların hastalıkları halinde ise “tıbbi durumları” değil de çalışma sürelerine göre kademelendirilerek en fazla oniki ay hastalık izni verilirken değiştirilen hükme göre memurların çalışma sürelerinden ziyade “tıbbi durumları” dikkate alınarak memurların -hastalıkları halinde- hepsine oniki aya kadar hastalık izninin verilmesi yukarıdaki açıklamalarımızı destekler niteliktedir.
Ancak bu durum, memurun refakat etmesini gerektirecek hallerde her ne kadar yeni düzenlemelerle birlikte memur lehine yeni kolaylıklar getirmiş olsa da sanki biraz eksik kalmış.
Şöyle ki; evet ,105. Maddenin son fıkrasında yer alan “memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır.” İfadesinde yer alan üç aya kadar izin verilmesi , aynı tıbbi durumlar memur kişininin kendisinde olması halinde 18 ay + 18 aya kadar hastalık izni kullanabiliyorken, refakatçi durumu söz konusu olduğunda 3 aya kadar refakatçi izni kullanabilmektedir. Ve bu süre bir katına kadar uzatılabiliniyor.
Halbuki bu durum kendi içinde ele alındığında bir tezatlık oluşturmaktadır. Burada da kişilerin tıbbi durumlarından ziyade hukuki durumlarının göz önünde bulundurulduğu anlaşılmaktadır.
Daha sonra aylıksız izin kullanma hakkı tanınmış olmasına rağmen memurun ana ,baba eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin de ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde olması memur açısından psikolojikmen, madden ve manen yıpratıcı bir süreç olduğu aşikardır.
SONUÇ
Şeyh Edebali’den mülhem “İnsanı yaşat ki Devlet yaşasın” düsturundan hareket ederek 105. maddenin son fıkrasında yer alan “… üç aya kadar…” ifadesinin de “… onsekiz aya kadar…” şeklinde değiştirilmesini öneriyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımızca açıklanan ve içinde bulunduğumuz yıl “Aile Yılı” olması sebebiyle tıbben ihtiyaç olan bu hukuki çelişkiyi ortadan kaldıracak kanuni düzenlemenin parlamentomuzun değerli üyelerince bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Yazar:
Hanifi TEKİN
Mali Hizmetler Uzmanı
Muhasebe Yetkilisi




Yorumlar