Köylerin Mahalle Dönüşümünde Sosyal Uyum Sorunları: 2025 Sahası Çalışması
- MİD Enstitü

- 18 Mar
- 11 dakikada okunur

Giriş
Türkiye'de kırsal yönetim yapısı, 2012 yılında kabul edilen 6360 sayılı "Büyükşehir Belediyesi Kanunu" ile köklü bir değişikliğe uğramış; bu düzenlemeyle büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki tüm köyler mahalleye dönüştürülmüştür. Takip eden yıllarda yapılan yasal düzenlemeler ve uygulama kararlarıyla birlikte, kırsal yerleşimlerin hukuki statüsü, mülkiyet yapısı, idari temsiliyeti ve hizmet ilişkileri tamamen yeniden tanımlanmıştır. 2025 yılı itibarıyla bu dönüşümün üzerinden yaklaşık 13 yıl geçmiş olması, sürecin oluşturduğu sosyal, ekonomik ve idari sorunları net bir şekilde gözlemlemeyi mümkün kılmaktadır.
Köylerin mahalle statüsüne geçirilmesi süreci, Türkiye'nin kentleşme ve kamu yönetimi politikalarının bir yansıması olarak değerlendirilse de, uygulamada ciddi tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Bu tartışmaların merkezinde, kırsal halkın ortak mülkiyet üzerindeki haklarını kaybetmesi, yerel karar alma süreçlerinden dışlanması, hizmet erişiminde artan eşitsizlikler ve toplumsal aidiyetin zayıflaması gibi temel sorunlar yer almaktadır. Mahalleye dönüşen köylerdeki sosyal yapının belediye sistematiği içerisinde tanımsız kalması, bu yerleşimlerde yönetsel temsiliyetin sembolikleşmesine neden olmuş, yerel demokrasinin kırsal uzantıları büyük ölçüde ortadan kalkmıştır.
Bu bağlamda, bu makale köylerin mahalleye dönüşümünün sosyal uyum sorunlarını, 2025 yılı perspektifiyle çok boyutlu bir yaklaşımla incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, söz konusu dönüşümün kırsal alanlarda yaşam kalitesi, toplumsal yapı, mülkiyet rejimi, demokratik katılım ve yerel yönetim ilkeleri üzerindeki etkilerini tespit etmek ve bu bulgular ışığında politika yapıcılar için somut önerilerde bulunmaktadır. Konu yalnızca mevzuat düzeyinde değil; saha gözlemleri, Sayıştay raporları, akademik literatür taraması ve kırsal yerel yönetim aktörlerinin görüşlerine dayalı olarak bütüncül biçimde ele alınmaktadır.
I. Hukuki ve Kurumsal Çerçeve: 6360 Sayılı Kanun ve Sonrası
1.1. 6360 Sayılı Kanun'un Temel Hükümleri
12 Kasım 2012 tarihli 6360 sayılı Kanun, Türkiye'de kırsal idari yapının köklü biçimde yeniden düzenlenmesine yol açmıştır. Kanun kabul edildiğinde 30 ilde uygulanmış, daha sonra büyükşehir statüsü kazanan illerle birlikte toplam 51 il kırsal mahalle sistemine dahil edilmiştir. Ancak bu dönüşüm, hukuken mahalleye dönüştürülen köylerin fiziksel olarak şehir parçası haline gelmesi anlamına gelmemektedir. Hâlen eskiden olduğu gibi şehir merkezinden onlarca kilometre uzakta, 100-150 evden oluşmuş bir yerleşim yeri olarak kalmaya devam etmektedirler.
Bu durum, kanunun temel çelişkisini oluşturmaktadır: Hukuki statü şehirleştirilmişken, coğrafi ve sosyo-ekonomik gerçeklik kırsal kalmaya devam etmektedir. İnsanların ihtiyaçları şehirdekilerden farklı olarak kalmaya devam etmekte; örneğin baktıkları inek, koyun gibi hayvanlarını sulamak için kuyuya, çeşmeye ihtiyaçları olmaya devam etmektedir. Ancak mahalle statüsüne geçildikten sonra bu yapıların inşa edilmesi için artık onlarca kilometre uzaktaki belediye meclisinin karar vermesi gerekmektedir.
1.2. 7254 Sayılı Kanun ile Kırsal Mahalle Statüsü
6360 sayılı Kanun'un getirdiği sorunlara yönelik olarak 2020 yılında 7254 sayılı Kanun ile "kırsal mahalle" statüsü getirilmiştir. Bu düzenleme, kırsal yerleşimlerin özgün yapısının korunması amacı taşımakla birlikte, uygulamada önemli sorunlarla karşılaşmaktadır. Türkiye Belediyeler Birliği'nin (TBB) 2021 tarihli saha araştırmasına göre, birçok büyükşehir belediyesinde kırsal mahalle başvurularının meclis gündemine alınması aylar, hatta yıllar sürebilmekte; bazı durumlarda ise siyasi çoğunluk nedeniyle reddedilebilmektedir. Bu durum, kırsal mahalle statüsünün yerel ölçekte etkin biçimde uygulanmasını sınırlamakta, mevzuatın öngördüğü amaçların hayata geçmesini geciktirmektedir.
Kırsal mahalle statüsünün kazanılmasıyla sağlanan imtiyazların mali yükleri, ilçe belediyelerinin bütçelerini zorlamakta, bu durum kimi belediyelerin bu statüyü teşvik etmekten kaçınmasına yol açmaktadır. Özellikle su ve atık su ücretlerinde indirim uygulanması gibi hususlarda belediyeler gelir kaybı yaşamakta; bu durum, sosyal politika ile mali sürdürülebilirlik arasında gerilim yaratmaktadır.
1.3. Köy Tüzel Kişiliğinin Kaldırılmasının Kurumsal Etkileri
Köylerin mahalleye dönüşmesiyle birlikte 442 sayılı Köy Kanunu uyarınca sahip oldukları tüzel kişilik sona ermiştir. Bu tüzel kişilik; köyün ortak mallarının yönetimi, köy işlerinin planlanması ve icrası, imece usulü uygulamaların yürütülmesi gibi geniş bir yetki alanı sağlıyordu. Ancak dönüşümle birlikte tüm yetki ve sorumluluk büyükşehir ve ilçe belediyelerine devredilmiştir. Bu durum, köy muhtarlarının yetki alanlarının ciddi şekilde daraltılması anlamına gelmektedir. Önceden köy muhtarları, köy tüzel kişiliği adına taşınır ve taşınmaz malları yönetebiliyor, gelir ve harcamalara karar verebiliyordu. Ancak mahalle statüsüne geçildikten sonra muhtarlar sadece mahalleyi temsilen görevlendirilen, bütçe, taşınmaz yönetimi ya da karar alma gibi hiçbir icrai yetkisi bulunmayan sembolik figürlere indirgenmiştir.
II. Sosyal Uyum Sorunları ve Toplumsal Etkiler
2.1. Toplumsal Aidiyet ve Kültürel Kimlikte Zayıflama
Köylerin mahalleye dönüşümü, toplumsal aidiyet ve kültürel kimlik üzerinde derin etkiler yaratmıştır. Kültürel ve toplumsal etkiler, bu dönüşümün uzun vadede daha derin ve kalıcı izler bırakacak yönünü oluşturmaktadır. İmece geleneği, ortak karar alma kültürü, kolektif mal yönetimi ve köy aidiyeti gibi kavramlar, mahalle sistemine geçişle birlikte zayıflamış; sosyal bütünleşme yerini bireyselleşmiş ve merkezden yönetilen bir yaşam tarzına bırakmıştır. Genç nüfusun köyden kopuşu hızlanmış, kırsalda kuşaklar arası bilgi aktarımı ve kültürel süreklilik sekteye uğramıştır.
Bu durum, köylerin kolektif yaşam biçimini sürdüren topluluklar açısından özellikle önemlidir. Köyde yaşayanlar, daha önce ortaklaşa kullandıkları mera, yayla ve sulama kanallarına erişimde sınırlamalarla karşı karşıya kalmış; bu kaynaklara ilişkin herhangi bir tasarruf ya da karar alma yetkileri kalmamıştır. Köy muhtarları, bu varlıklar üzerindeki yönetsel sorumluluklarını yitirmiş, köy halkı ise kamu kaynaklarının kullanımı konusunda yerel demokrasi mekanizmalarından dışlanmıştır.
2.2. Demokratik Katılım ve Temsiliyet Eksikliği
Mahalleye dönüşen köylerde karar alma süreçlerinden dışlanma, temsil eşitsizliği ve yönetsel uzaklık gibi sorunlar, demokratik katılımın daralmasına ve sosyal dışlanmanın kurumsallaşmasına yol açmıştır. Yerel yönetişim açısından en çarpıcı sonuçlardan biri de, kırsal halkın belediye hizmetlerine erişiminin yalnızca fiziksel olarak değil, karar alma süreçleri açısından da zayıflaması olmuştur. Birçok kırsal mahalle belediye meclisi kararlarından dışlanmış, hizmet öncelikleri büyükşehir merkezleri doğrultusunda şekillenmiştir. Bu durum kırsalda "temsili eşitsizlik" ve "idari uzaklık" gibi olguları derinleştirmiştir.
Demokrasi, yalnızca seçim yoluyla temsilin değil, aynı zamanda yerinden yönetime dayalı katılımın da sistematik güvence altına alınmasını gerektirir. Oysa mahalleye dönüşen köylerde bu ilkelerden uzaklaşıldığı, kırsal halkın talep ve önceliklerinin belediye karar mekanizmalarına yansıtılamadığı, kırsal hizmetlerin mekânsal olarak bütüncül ve adil şekilde planlanamadığı görülmektedir.
Muhtarların rolü de bu süreçte belirgin şekilde değişmiştir. Mahalle muhtarı sadece merkezi yönetimin temsil görevini yürütmekte; örneğin seçim kütüğü düzenlemek, ikametgah bilgilerini vermek, belediyeye sorun iletmek gibi işlemlerle sınırlı bir role sahiptir. Bu durum, köy muhtarlarının geleneksel olarak sahip olduğu otorite ve toplumsal konumunu zayıflatmış, kırsal toplulukların örgütlenme kapasitesini düşürmüştür.
III. Ekonomik ve Mali Sorunlar
3.1. Tarım ve Hayvancılık Faaliyetlerindeki Zorluklar
Sosyo-ekonomik açıdan en dikkat çeken değişikliklerden biri, tarım ve hayvancılığa dayalı üretim sistemlerinin yapı ruhsatı ve imar planlarına tabi hale gelmesiyle karşı karşıya kalmasıdır. Köy statüsündeyken üretim yapıları, mera barınakları, ahır, ambar, samanlık gibi yapılar köy ihtiyar heyetinin kararıyla ve çoğunlukla ruhsatsız olarak inşa edilebilmekteydi. Ancak mahalle statüsüne geçişten sonra 3194 sayılı İmar Kanunu uygulanmaya başlamış; ancak 2018 ve 2021’de yapılan değişikliklerle bazı basit tarımsal yapılar için daha kolay ruhsatlandırma prosedürleri getirilmiştir. Buna rağmen uygulamada ruhsat süreçlerinin teknik bilgi eksikliği ve maliyetler nedeniyle üreticileri zorladığı gözlenmektedir.
Tarım ve hayvancılıkla uğraşan küçük üreticiler, hem bu sürece dair teknik bilgi eksikliği hem de ruhsat maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle zor durumda kalmış, bu da kırsalda tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini tehdit eder bir hal almıştır. Özellikle su ve atık su ücretlerinde indirim uygulanması gibi hususlarda belediyeler gelir kaybı yaşamakta; bu durum, sosyal politika ile mali sürdürülebilirlik arasında gerilim yaratmaktadır.
3.2. Kamusal Malların Yönetimi ve Gelir Kaybı
6360 sayılı Kanun'un geçici maddesi uyarınca köylerin kamusal malları (mera, yaylak, kışlak, sulama göletleri vb.) doğrudan ve koşulsuz şekilde ilçe belediyelerine devredilmiştir. Bu işlemde köy halkının onayı ya da katılımı aranmamış, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun yeni haliyle bu mallar belediyelerin tasarrufuna geçmiştir.
Belediyeler bu malları, kendi bütçesi ve hizmet programı doğrultusunda değerlendirme, başka hizmetlere dönüştürme, kiralama veya satışa konu etme hakkına sahip olmuştur. Örneğin Aydın ilinde yapılan bir saha araştırmasında, mahalleye dönüşen köylerdeki meraların %36'sının belediyelerce farklı hizmet alanlarına dönüştürüldüğü veya özel şahıslara kiralandığı tespit edilmiştir. Samsun, Konya, Mersin, Adana gibi illerde de benzer şekilde, sulama göletlerinin, mezarlık alanlarının veya eski okul binalarının belediye tarafindan ihale yoluyla üçüncü kişilere devredildiği ya da park, depo, ofis gibi işlevlere dönüştürüldüğü belgelenmiştir.
Bu durum, köyde yaşayanların daha önce ortaklaşa kullandıkları kaynaklara erişimde sınırlamalarla karşılaşmasına neden olmuştur. Köy muhtarları, bu varlıklar üzerindeki yönetsel sorumluluklarını yitirmiş, köy halkı ise kamu kaynaklarının kullanımı konusunda yerel demokrasi mekanizmalarından dışlanmıştır. Bu durum, özellikle kırsal yaşam biçimini sürdüren topluluklar açısından ciddi sosyal ve ekonomik sorunlara yol açmıştır.
3.3. Emlak Vergisi ve Mali Yükler
Mali etkiler açısından, emlak vergisi muafiyetinin devam etmesi beklenirken, bazı yerlerde bu muafiyetin sona ermesiyle köy yerleşimcileri beklenmedik mali yüklerle karşılaşmıştır. Ayrıca mera gibi kamu mallarının belediyelere devri, kırsal halkın geleneksel olarak sürdürdüğü ekonomik aktiviteleri (örneğin küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, organik tarım) için yeni maliyetler ve bürokratik engeller yaratmıştır. Belediyelerin yeni mahallelerdeki uygulamaları iller arasında farklılık gösterebilmekte, bazı belediyeler bu alanları kamusal fayda temelinde korumaya çalışırken, bazıları için bu taşınmazlar doğrudan ekonomik değer yaratma aracı olarak kullanılmaktadır.
IV. İdari ve Kurumsal Sorunlar
4.1. Merkezi Planlama ve İmar Sorunları
Uygulamanın başka bir sınırlılığı da, kırsal mahalle ilan edilen alanlarda herhangi bir merkezi planlama normunun zorunlu olmamasıdır. Bu, bazı yerlerde yapılaşmanın kontrolsüz hale gelmesine, tarım arazilerinin konut kullanımına açılmasına ve çevresel etkilerin göz ardı edilmesine neden olabilmektedir. TMMOB Şehir Planlamacıları Odası'nın 2022 tarihli değerlendirme raporuna göre, kırsal mahalle statüsü bazı bölgelerde planlamasız büyümeyi tetiklemiş ve bu da uzun vadede kırsalın sürdürülebilirliğini tehdit eden bir unsur haline gelmiştir.
Bu durum, belediyelerin kırsal mahallelere yönelik planlama yaklaşımlarının yetersizliğini göstermektedir. Köylerin mahalle statüsüne geçmesi, kentsel imar mevzuatının kırsal alanlarda uygulanmasını zorunlu kılmış, ancak bu mevzuat kırsalın özgün ihtiyaçlarına cevap verememektedir. Örneğin, tarımsal üretim yapıları için gerekli ruhsatlandırma süreçleri, kırsal nüfusun teknik bilgi ve mali kapasite eksikliği nedeniyle büyük sorunlar yaratmaktadır.
4.2. Belediyelerin Kapasite ve Kaynak Sorunları
Kırsal mahallelerin yönetimi, belediyelerin kapasite ve kaynakları açısından da zorluklar yaratmaktadır. Büyükşehir belediyelerinin sorumluluk alanına giren yüzlerce küçük kırsal mahalle, belediye meclislerinin gündemini ve kaynaklarını adaletsiz bir şekilde dağıtmaktadır. 6360 sayılı Kanun’un ilk kabul edildiği 2012 yılında yapılan değerlendirmelerde (İdare.gen.tr, 2012), küçük köylere hizmet götürmenin belediye bütçeleri üzerinde yük oluşturacağı öngörülmüştü. 2025 yılı itibarıyla yapılan saha incelemeleri, bu öngörülerin birçok bölgede gerçekleştiğini göstermektedir. Pek muhtemelen yeni sistemde, bu tür belediyelerde belediye meclislerinin kararlarının en az yarısı mahalleye dönüşmüş köylere ilişkin olacaktır. 300 nüfuslu köyler yüzünden, belediye, on binlerce nüfusa sahip kendi merkez mahallelerine hizmet veremez duruma düşebilir.
Bu durum, belediyelerin kırsal mahallelere yönelik hizmetlerde kalite düşüşüne neden olmaktadır. Özellikle uzak kırsal mahallelere hizmet götürme maliyetleri, belediyelerin bu alanlara yeterli kaynak ayıramaması sonucunu doğurmaktadır. İstanbul'un Şile ilçesinde yapılan bir incelemede, mahalleye dönüşen 11 eski köydeki kamu yapılarının yaklaşık %70'inin işlevsizleştirildiği, %30'unun ise satıldığı tespit edilmiştir. Bu durum, hem fiziksel kaynakların atıl hale gelmesine hem de kırsal toplulukların eğitim, sağlık, sosyal dayanışma gibi temel hizmetlere erişiminde ciddi kayıplara neden olmuştur.
V. Saha Analizi ve Örnek Vakalar
5.1. Aydın İli Örneği: Meraların Kullanım Değişimi
SÜRKAD’ın 2025 tarihli saha çalışmasına göre, Aydın’daki araştırma bölgesinde meraların yaklaşık üçte birinin belediyelerce farklı hizmetlere tahsis edildiği veya kiralama suretiyle özel kullanıma açıldığı tespit edilmiştir. Bu durum, küçükbaş hayvan yetiştiriciliğiyle geçimini sağlayan aileler için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Geleneksel olarak ortak kullanıma açık olan meraların özel kişilere kiralanması, hayvan besleme maliyetlerini artırmakta ve küçük üreticilerin rekabet gücünü azaltmaktadır. Ayrıca, bu uygulama kırsal halkın kamusal kaynaklar üzerindeki haklarını zayıflatmakta ve bölgede toplumsal gerilimlere yol açmaktadır.
5.2. İstanbul Şile Örneği: Kamusal Yapıların İşlevsizleşmesi
SÜRKAD’ın 2025 saha araştırmasında, İstanbul’un Şile ilçesinde mahalleye dönüşen 11 yerleşimde incelenen kamu yapılarının önemli bir bölümünün atıl kaldığı, bir kısmının ise belediyenin işlem ve tasarrufları sonucunda farklı amaçlara tahsis edildiği görülmektedir. Bu yapılar arasında eski okul binaları, muhtarlık binaları, köy kütüphaneleri ve sosyal tesisler bulunmaktadır. Kamusal yapıların işlevsizleştirilmesi, kırsal mahallelerde sosyal hayatın zayıflamasına ve genç nüfusun şehir merkezlerine göç etmesine neden olmuştur. Ayrıca, bu yapıların satışından elde edilen gelirlerin köy halkına geri dönmemesi, toplumsal adaletsizlik algısını güçlendirmektedir.
5.3. Samsun, Konya, Mersin, Adana Örnekleri: Sulama Göletlerinin Değerlendirilmesi
Samsun, Konya, Mersin ve Adana gibi illerde, mahalleye dönüşen köylerdeki sulama göletlerinin belediyelerce ihale yoluyla üçüncü kişilere devredildiği ya da farklı işlevlere dönüştürüldüğü belgelenmiştir. Bu durum, tarımsal üretimin su ihtiyacını karşılayan en temel altyapıların elden çıkarılması anlamına gelmektedir. Özellikle kuraklık riskinin yüksek olduğu bölgelerde, sulama göletlerinin işlevsizleştirilmesi tarımsal verimliliği doğrudan etkilemekte ve kırsal ekonominin daralmasına neden olmaktadır. Belediyelerin bu göletleri kiralama veya satma kararlarında kırsal halkın görüşünün alınmaması, demokratik katılım eksikliğini açıkça göstermektedir.
VI. 2025 Yılı Perspektifinde Güncel Sorunlar ve Gözlemler
6.1. 2025 Yılında Yaşanan Sistematik Zorluklar
2025 yılına gelindiğinde, köylerin mahalle dönüşümünün getirdiği sorunlar sistematik hale gelmiştir. Öncelikle, kırsal mahallelerde yaşayan nüfusun demografik yapısı giderek yaşlanmış, genç nüfusun şehir merkezlerine göçü hızlanmıştır. Bu durum, kırsal mahallelerde sosyal hizmetlere (sağlık, eğitim, kültür) olan talebi artırırken, belediyelerin bu talepleri karşılama kapasitesi sınırlı kalmıştır.
İkinci olarak, belediyelerin kırsal mahallelere yönelik hizmet sunumunda kalite ve erişim farklılıkları belirginleşmiştir. Özellikle büyükşehirlerin merkez ilçelerine yakın olan kırsal mahallelerle, sınır ilçelerdeki mahalleler arasında hizmet kalitesi farkı giderek artmaktadır. Bu durum, bölgesel eşitsizlikleri derinleştirmekte ve kırsal halkın merkezi yönetime olan güvenini zayıflatmaktadır.
Üçüncü olarak, kırsal mahallelerdeki toplumsal organizasyonlar giderek zayıflamıştır. Köy dernekleri 5253 sayılı Kanun çerçevesinde resmî tüzel kişiliğe sahip olsalar da, belediye sistematiği içinde yerel karar alma süreçlerine dahil olabilecek kurumsal mekanizmaların yokluğu nedeniyle, kırsal yönetişimde işlevsel bir rol üstlenememişlerdir. Bu durum, kırsal toplulukların dayanışma ağlarını zayıflatmakta ve bireysel çözümlere yönelmeye zorlamaktadır.
6.2. Siyasi ve Yönetsel Dinamikler
2025 yılı itibarıyla, kırsal mahallelerin yönetiminde siyasi dinamikler belirleyici olmaya devam etmektedir. Kırsal mahalle statüsü verilmesi için büyükşehir belediye meclisinin kararı gerektiğinden, bu süreç siyasal iradeye ve belediye politikalarına göre şekillenmektedir. Özellikle muhalefet partilerinin yönettiği büyükşehirlerde, kırsal mahalle statüsü taleplerinin geciktirilmesi veya reddedilmesi, siyasi tercihlere göre değil, mali yetersizliklere bağlı olarak gerçekleşmektedir. Ancak bu durum, yerel halk tarafından siyasi bir tercih olarak algılanmakta ve toplumsal gerilimlere yol açmaktadır.
Ayrıca, kırsal mahallelerde seçmen davranışları da değişmiştir. Yerel seçimlerde kırsal mahallelerdeki oy kullanma oranları düşerken, genel seçimlerdeki katılım oranları yüksek kalmaya devam etmektedir. Bu durum, yerel demokrasinin kırsalda zayıfladığını, halkın yerel karar süreçlerine olan ilgisinin azaldığını göstermektedir.
VII. Çözüm Önerileri ve Politika İmkanları
7.1. Kırsal Mahalleler İçin Özel Planlama ve Yönetişim Modeli
Kırsal mahallelerin özgün ihtiyaçlarını karşılayacak özel bir planlama ve yönetişim modeli geliştirilmesi gerekmektedir. Bu modelde:
Kırsal Mahalle Konseyleri: Her kırsal mahallede, muhtar başkanlığında, köyün eski önde gelenleri, genç temsilciler ve kadın temsilcilerden oluşan danışma konseyleri oluşturulmalıdır. Bu konseyler, belediye kararları öncesinde görüş bildirme ve öneri sunma yetkisine sahip olmalıdır.
Kırsal Kalkınma Fonu: Belediyelerin kırsal mahallelerden elde ettiği gelirlerin (örneğin kamusal alanların kiralanması) belirli bir oranı, kırsal kalkınma fonuna aktarılmalı ve bu fon sadece kırsal mahallelerin ihtiyaçları için kullanılmalıdır.
Özgün Performans Göstergeleri: Kırsal mahallelerin performansı, kentsel mahallelerle aynı göstergelerle değil, kırsal özgünlüklere uygun göstergelerle (tarımsal üretim artışı, göç oranı, kamusal alan koruma oranı vb.) ölçülmelidir.
7.2. Mülkiyet ve Kullanım Haklarının Güvence Altına Alınması
Köylerin ortak mülkiyetinin korunması için özel düzenlemeler yapılmalıdır:
Kırsal Mahalle Kamusal Alanları Kanunu: Köylerden devredilen mera, yayla, sulama göletleri gibi alanların kullanımı, satışı ve ihale edilmesine ilişkin katı kurallar getirilmeli, bu alanların kırsal halkın katılımı olmadan devredilmesi yasaklanmalıdır.
Kullanım Hakkı Sertifikaları: Kırsal mahallelerdeki geleneksel kullanıcı aileler (çobanlar, küçük üreticiler) bu alanların kullanım hakkına ilişkin sertifikalar almalı ve bu haklar belediye tarafından korunmalıdır.
Yerel İhale Zorunluluğu: Kırsal mahallelerdeki kamusal alanların kiralanması veya işletilmesi durumunda öncelikle yerel halkın ve kooperatiflerin teklif vermesi için özel davet usulü uygulanmalıdır.
7.3. Belediye Kapasitesinin Güçlendirilmesi
Belediyelerin kırsal mahallelere yönelik hizmet sunumundaki yetersizliklerini gidermek için:
Kırsal Hizmet Birimleri: Her ilçe belediyesinde, sadece kırsal mahallelerle ilgilenen özel birimler oluşturulmalı, bu birimlerin personelleri kırsal kalkınma eğitimi almalıdır.
Mali Teşvikler: Kırsal mahalle statüsü verilen yerleşimlere su, atık su gibi temel hizmetlerde indirim uygulayan belediyelere, merkezi bütçeden özel transferler yapılmalıdır.
Teknolojik Altyapı: Kırsal mahallelere yönelik dijital belediyecilik uygulamaları geliştirilmeli, e-belediye hizmetleri kırsal nüfusun erişimine uygun hale getirilmelidir.
7.4. Sosyal Uyum Programları
Toplumsal aidiyet ve kültürel kimlikte yaşanan zayıflamayı gidermek için:
Kırsal Kültür ve Miras Projeleri: Her kırsal mahallede, köyün tarihi, kültürü ve gelenekleri belgelendirilmeli, bu bilgiler dijital arşivlerde korunmalı ve yerel kültür faaliyetleri için fon desteği sağlanmalıdır.
Gençlik ve Göç Programları: Kırsal mahallelerde genç nüfusun kalmasını teşvik etmek için genç çiftçi destek programları, kırsal girişimcilik kredileri ve dijital nomad çalışma alanları oluşturulmalıdır.
İmece ve Gonullülük Ağları: Geleneksel imece uygulamalarını modernize eden, belediye destekli gönüllülük programları geliştirilmeli, bu programlar kırsal hizmetlerin sunumunda kullanılmalıdır.
VIII. Sonuç ve Değerlendirme
6360 sayılı Kanun ve ardından gelen düzenlemelerle gerçekleşen köylerin mahalleye dönüşümü, 2025 yılı itibarıyla Türkiye'de kırsal yönetişimde yapısal bir krizin temelini oluşturmaktadır. Bu dönüşüm, yalnızca idari bir sınıf değişikliğinden ibaret olmayıp, aynı zamanda yerel demokrasiyi zayıflatan, kırsal yurttaşların yönetime katılımını sınırlayan ve sosyal eşitsizlikleri artıran bir sürece dönüşmüştür.
Sayıştay raporları, TBB araştırmaları ve saha analizleri net bir şekilde göstermektedir ki, kırsal mahalle statüsü teoride özgün bir yönetim modeli sunmakla birlikte, pratikte siyasi iradeye, mali yetersizliklere ve denetim eksikliklerine takılmaktadır. Köylerin tüzel kişiliğinin kaldırılması, muhtarların yetkilerinin ortadan kalkması, kamusal malların belediyelerce keyfi kullanımı ve tarımsal faaliyetlerin bürokratik engellerle karşılaşması, kırsal yaşamın sürdürülebilirliğini tehdit eden temel sorunlar olarak öne çıkmaktadır.
2025 yılına gelindiğinde, bu sorunların sistematik hale geldiği ve kırsal- kentsel ayrımını derinleştirdiği görülmektedir. Genç nüfusun kırsaldan kopuşu, toplumsal aidiyetin zayıflaması, demokratik katılım oranlarının düşmesi ve kültürel mirasın kaybedilmesi, dönüşümün sosyal maliyetini ortaya koymaktadır. Aydın'daki meraların %36'sının değerlendirilmesi, İstanbul Şile'deki kamu yapılarının %70'inin işlevsizleşmesi gibi somut veriler, demokratik süreçlerin ve kamusal kaynakların nasıl işlemediğini net bir şekilde gözler önüne sermektedir.
Bununla birlikte, 7254 sayılı Kanun ile getirilen kırsal mahalle statüsü, bu sorunların çözümü için bir başlangıç noktası olabilme potansiyeline sahiptir. Ancak bu potansiyelin hayata geçirilmesi, siyasi iradenin yanı sıra kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi, mali teşvik mekanizmalarının oluşturulması ve denetim sistemlerinin etkinleştirilmesini gerektirmektedir.
Önerilen çözümler - kırsal mahalle konseyleri, özel planlama modelleri, mülkiyet haklarının güvence altına alınması ve sosyal uyum programları - kırsalın özgünlüğünü korurken, belediye hizmetlerinin etkinliğini artıracak bir denge kurmayı amaçlamaktadır. Ancak bu önerilerin hayata geçirilmesi, Türkiye'de kırsal yönetim politikalarının genel olarak merkezileşme ve standardizasyon eğilimini tersine çevirme cesaretini gerektirmektedir.
Sonuç olarak, köylerin mahalle dönüşümü, Türkiye'de demokratikleşmenin sadece merkezde değil, yerelde de yaşatılması gerektiğini gösteren önemli bir vaka çalışmasıdır. Kırsal halkın karar alma, mülkiyet ve temsil süreçlerine yeniden dâhil edilmesi, Türkiye'nin hukuk devleti ve yerel demokrasi hedefleri açısından zorunlu hale gelmiştir. 2025 yılı, bu dönüşümün yarattığı sorunları artık görmezden gelemeyeceğimiz bir dönemeç noktasıdır. Sorunların çözümü, kırsalın kentleşmesi değil, kırsalın özgün ihtiyaçlarına uygun, katılımcı ve sürdürülebilir bir yönetim modelinin inşasını gerektirmektedir.
Kaynakça
1-) SÜRKAD - Sürdürülebilir Kalkınma ve Kent Araştırmaları Derneği. (2025). Köylerin Mahalleye Dönüşümünün Sosyo-Ekonomik ve Yönetsel Etkileri: 2025 Sahası Çalışması. https://surkad.org.tr/wp-content/uploads/2025/07/11-KOYLERIN_MAHALLEYE_DONUSUMU_ETKILERI_BIRLESIK_3LU.pdf
2-) İdare Hukuku ve Yönetim Bilimleri Platformu. (2012). 6360 Sayılı Kanun Eleştirileri. https://www.idare.gen.tr/6360-elestiriler.pdf




Yorumlar